Bir Devlet Kurumu Olarak Aile

Düşünmekten sözcükleri unuttuğum bir günden merhaba. Bugün aileden bahsedeceğiz. Duygusal ve gelenekçi bir bakış açısıyla ele aldığımızda hayatımızın en önemli kavramı olan aileye başka bir bakış açısıyla yaklaşıp belki de vicdani sorumluluk noktasını aşacağız beraber. Ailenin ne demek olduğunu, nasıl ortaya çıktığını, evrimsel süreçteki yerini ve asıl amacını irdeleyeceğiz.

Ailenin Kökeni

Ailenin nasıl ortaya çıktığına dair bilgimiz maalesef yalnızca görüşlerden ibaret. Varsayımsal görüşlerin dayanağı daha çok cinsel içgüdü, mutlak cinsi münasebet serbestliği ve ailenin zaten insanlığın başlangıcından beri var olduğu, dini bir görüştür (Adem ile Havva), üzerinedir. Görüşlerin en güçlüsü ise erkek cinsiyetinin sahip olma ve kıskançlık hissiyatından doğan ve kadın üzerinde bu hislerin verdiği yetkiye dayanarak egemenlik kurma isteğidir. Ardından gelen ise bu isteğin geleneğe dönüştürülmesidir. Tabii bu görüş yalnızca varsayımdan ibarettir, kesinlikle doğrudur diye bir kaide yoktur. Ancak, varsayımların ardından yapılan antropolojik çalışmalar bahsedilen görüşü destekler niteliktedir.

Evrimsel süreçteki yerine baktığımızda ilk bahsettiğimiz cinsel içgüdü noktasında birleşebiliriz sanıyorum. Nasıl ki memeli hayvanlarda aile kurma, yavru bakımı gibi içgüdüsel eylemler varsa, bu durum insanlar için de geçerlidir. Cinsel birleşme ve soyun devamlılığı başından beri her canlı için hayati önem taşıyan eylemlerdendir. Zaten herhangi bir canlıdan bu yetisini alırsanız geriye ne kalır ki… Bilindiği üzere insanın soyunu devam ettirmesi diğer canlılara göre uzun süren bir süreçtir (filler hariç). Dokuz ay ve takip eden zamanda, hızlı bir şekilde yeniden doğuma hazır olamayan dişi birey için normal ilerleyen bu süreç, soyunu sürekli olarak devam ettirmek isteyen, erkek birey için uzun bir süredir. Bu noktada polijini (çok eşlilik) kavramı doğmaktadır. Erkek birey, dişi hazır olana kadar beklemek yerine hayvani ve iradeden yoksun bir şekilde başka bir dişi aramaya başlar. Ancak bu durum, sonraki nesillere aktarılan miras (maddi, manevi) noktasında bir belirsizliğe, çatışmalara sebep oluyordu.

Medeniyetin gelmesiyle beraber devletler kuruldu. Sahip olunan bireysel araziler, devlet tarafından kontrol edilemeyince, evlilik kavramı ortaya çıktı. Evlilik kavramıyla, aile kurma ve gelenekler ortaya çıktı. Mirasın, sosyal ve maddi sermayenin soydan soya aktarılabilmesinin kolaylaşması da devletin işine geldi. Artık hem bireyleri, hem maddi servetleri hem de toplumları kontrol edebiliyordu devlet. Tabii evlilik kavramı yıllar boyu (ve halen) her toplumda, gelenek, görenek, kültür, din gibi görüşlere göre yaşanmaktadır. Ama temelinin her açıdan devletin tekeline alınmak olduğu unutulmamalıdır.

Reklamlar

Filizoflara Göre Aile

Georg Wilhelm Friedrich Hegel

Etikten bahsederken önce aileyi ele alan Hegel, etiğin ailede başladığını söylemiştir. Ailenin sevgi bağı üzerine kurulması gerektiğini öne sürmüştür. Kişinin, birey olarak var olma yerine aile içerisinde, topluluk içerisindeki bir üye olarak yer alması gerektiğinden bahsetmiştir. Kişinin kendi çıkarlarından önce ailenin çıkarlarını düşünmesi gerektiğine değinmiştir. Etiğin, toplumlarda bu şekilde uygulanabileceğini öne sürmüştür. Tabii bu benim Hegel okurken anlayıp yorumladığım şekli. Hegel’in zor dilini, döndürebildiğim kadar döndürmüş halim.

Platon

Platon da aslında yukarıdaki devlet anlatımı doğrular niteliktedir bence. Fakat başka bir şekilde ele almıştır. Platon, insanların yalnız yaşayamayacağını ve hayatlarını tek başlarına idame ettiremeyeceklerini bu nedenle toplumlara ihtiyaç olduğunu savunmuştur. Toplumun en küçük birimi aile olduğu için de ailenin varlığının, kişinin tek başına hayatını sürdüremeyeceği için ihtiyaçtan doğan küçük bir birim olarak tanımlasak yanlış olmaz gibi.

Bertrand Russell

Devlet kendi çıkarları için aileyi kurdu. O zaman akla şöyle bir soru gelebilir; Neden aileler çocuklarını devletin korumasına vermedi? Çünkü bir açıdan bu da mantıklı olabilirdi. Hem ailenin üzerine düşen sosyal, ekonomik ve psikolojik yük azalırdı. Ancak Russell’ın buna çok güzel bir cevabı var. Russell, böylesi bir uygulamanın çocukların hayat amaçlarını ellerinden alacağını ve devletin minik kapitalist robotları olacağını düşünüyordu. Üstelik mülkiyet hakkına sahip ailenin (devlet zaten bu nedenle kurdu), kurulması için sebep kalmazdı. Bence haklı çok noktası var. Kısacası aile nereye çekersek çekelim devleti besleyen bir birim.

Reklamlar

Sonuç

Daha bunun üzerine birçok şey yazılabilir veya konuşulabilir. Birçok farklı ya da benzer görüş ortaya atılabilir. Kendi düşüncemle sonuca bağlarsam, aile aslında politik bir kavram ve topluluktur. Aileye duyulan hisler (sevgi, nefret, öfke, huzur vb.) genellikle ebeveynlerin çocuklarını yetiştirme şekliyle alakalıdır ve psikolojiktir. Vicdani sorumluluklar kapsamında, yapmakta zorunlu olduğunuzu düşündüğünüz ve yapmak istemediğiniz her şey yalnızca size değil sizden doğacak nesle de zarar verir.

Son olarak Halil Cibran’ın çocuklara dair, ailelere verdiği öğüt niteliğindeki düşüncelerine değinip bitireceğim.

“Onlar sizin sayenizde gelir ama sizden değildir. Sizinle birlikte olsalar da size ait değildir. Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi değil… Zira kendi düşünceleri var onların. Onların bedenlerini barındırabilirsiniz ama ruhlarını değil… Onlar gibi olmaya çabalayabilirsiniz, ama onları kendinize benzetmeye çalışmayın. Çünkü ne geri gider yaşam ne de oyalanır dünle.”

-Halil Cibran “Ermiş”-

Kaynak

https://www.researchgate.net/publication/336221712_AILENIN_TARIHSEL_GELISIMI_DUNU_BUGUNU_VE_YARINI

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/31941

Reklamlar
Reklamlar
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s