Mutluluk Denizinde Boğulanlar

Gülüp eğleniyor ama içten içe boğuluyoruz. Çağımızın en büyük hastalığı rol yapmak, en acısı da herkes bunun farkında ama kimse değiştirmek için bir şey yapmıyor, maske üstüne maske takıyoruz. Aman kimse aslen nasıl hissettiğimizi bilmesin ki bilseler de çok umursamazlar. Hatta biz bile bilmeyelim. Çevremizdeki insanlara söylediğimiz, gösterdiğimiz yalan hislerimizi kendimize de aynen aktaralım ki bu yalana inanalım. Çünkü biz kendi yalanımıza inanmazsak kimse inanmaz. Süper. İnandık, reddeden zihnimize ve bedenimize rağmen artık istediğimiz kişi olabiliriz. Ama ilaçlar ve buhranlarla…

Bu şekilde mutlu muyuz? En son ne zaman avaz avaz ben çok mutsuzum, öfkeliyim, üzgünüm…dedik? Toplumumuzda olumsuz hislere yer yok. Hissetsek dahi bunu yaşamamıza izin yok. Herkes her zaman mutlu mu, maske altında bile? Peki, herkesin ulaşmaya çalıştığı nihai mutluluk ne demek o zaman? Her soru kaçınılmaz bir şekilde yenisini doğuruyor.

Reklamlar

Mutluluk Nedir?

Mutluluk ile ilgili o kadar çok farklı tanım var ki, yaşam koçlarının kullanmaya bayıldığı, kişisel gelişim kitaplarının sahte algısı, filozofların anlaşamadığı konu, psikologların bile üzerinde çalıştığı kavrama tanım biçemiyorum açıkçası. Kavram analizi yapıp her dilde ne anlama geldiğini yazabilirim ancak bu bize o hissiyatı veremez. Bu nedenle anlamsız olacağını düşünüyorum.

Hepimizin aklına nihai mutluluk denince farklı düşünce, hissiyat ve isteklerin belirdiği aşikar. Tanımı o kadar belirsiz ki Budist Butan Krallığı’nın kurduğu bir komisyonun adı olmuş ve komisyonun ilk görevi ise kavramın ne olduğunu anlamakmış. O kadar çok farklı göstergeler ve tanımlar atfetmişler ki mutluluğa, kendileri bile ülkece uygulayamamış ve pratikte başarısız bir komisyon olmuş.

Tanım olarak kısır bırakmak istediğim mutluluğu, daha çok pratik ve düşüncelerle anlatmak bana daha doğru geliyor.

Mutlu musun sorusuna evet cevabını verenlerin çoğunun bu cevabı vermesinin sebebi, gelecekte kendilerini bekleyen hayatın mutlulukla dolu olduğuna inanmalarıdır. Çünkü bireysel farkındalığa sahip olmayan hemen hemen herkes, kendilerinin ortalama bir insandan üstün olduğunu düşünüp geleceğin ona kesinlikle mutluluk getireceğinden emin bir şekilde hayatını idame ettirir ya da gelecekte kendi mutluluk tanımına erişebilmek için şu anını adar.

The Swing by Jean Honoré Fragonard

Mutluluk Üzerine Aforizmalar

Schopenhauer’ın dediğine göre her şeyin belirsizlikle yoğurulup birbirine girdiği bir dünyada mutluluk aslında düşündüğümüz kadar büyütülecek bir şey değildir.

Öz farkındalığın zenginliği, mutluluğu da dolaylı yoldan hayatımıza getirir. Mutluluk ya da mutlu olma hali depresyon gibi hem çeşitli hem de kendi kendini güçlendiren bir döngüden başka bir şey değildir.

Aristoteles, mutluluk üzerine kafa yormuş, Nikomakhos’a Etik kitabında, mutluluğu, erdemle açıklar. Mutluluğu, kişinin erdeme uygun davranışlarının bir sonucunun ruhsal getirisi olarak yorumlayabilirim diye düşünüyorum. Mutluluk kişiden kişiye değişse de, nihai mutluluk herkesçe aynıdır ve erdemlere uygunluk sonucu elde edilebilecek ruhsal bir etkinliktir.

Hannah Arendt’in yorumu ise devam niteliğindedir. Erdemli eylemlerin gözden uzak olmaları gerektiğini söylemiştir. Bu durumda iyilik yap denize at, balık bilmezse halik bilir atasözündeki iyiliğin yanında, bir de mutluluğu denize atıyoruz artık.

John Stuart Mill, farklı bir bakış açısıyla yaklaşarak düşündürür. Mutluluğu amaç olarak görmeyenlerin farkında olmadan ona ulaştıklarını ancak farkındalık halinde mutluluğun çoktan geçip gitmiş olacağını ortaya atmıştır. Düşündürücü…

Kant ise görüyorum ve artırıyorum diyerek, gelişmiş bir zihnin, kendisini mutluluk fikrine kaptırdığı ve onu kovaladığı anda, hayattan zevk alamayacağını ve mutluluğa erişemeyeceğini ifade eder.

Reklamlar

Buddha

Buddha, sabırsızlıktan doğan tatmin hissiyatına direnmek uzun vadede yaşamsal tatmin getirir demiştir. Bu önermeyi bir deneyle gözlemleyen Walter Mischel 1970 yılında, birkaç çocuğu bir odaya alır ve önlerine şeker koyar. Çocuklara odadan çıkması gerektiğini ancak önlerindeki şekeri yemezlerse döndüğünde iki katı kadar şeker vereceğini söyler. Çocuklardan bazıları şekeri anında yerken, bazıları biraz bekledikten sonra dayanamayıp yer, kalanlar ise iki katı şeker umuduyla yemez. Mischel, 15 yıl sonrasında yine aynı çocukları gözlemlediğinde kendilerini kontrol edebilen çocukların hem kişisel hem de eğitim yaşamlarında daha başarılı olduğu sonucuna varır.

Günümüzle kıyaslarsak, tüketim toplumunda yaşadığımız için muhtemelen, o şekerler anında yenecek ve daha yenisi, daha farklısı istenecektir. Bu deneylerle aslında ne kadar çok sahip olursak ve kendimizi kontrol etmezsek her zaman daha fazlasını isteyecek ve hiçbir şeyin bizi mutlu etmeyeceği sonucuna kolayca ulaşabiliriz.

Yapılan bir araştırmaya göre Olimpiyatlarda bronz madalya alan sporcuların gümüş madalya alanlara göre daha mutlu oldukları saptanmıştır. Bunun nedeni ise bronz madalya sahiplerinin, o podyuma çıkarken ne kadar çok insanı geride bıraktığının farkında olmalarıyken, gümüş madalya sahipleri altından bir adım öncesinde oldukları için daha az mutludur.

Stoacılık ve Mutluluğun 3 Yolu

  1. Ön yargılardan kurtulmak

Hayatımızdaki çoğu olay kontrolümüz dışında gerçekleşir. Çok azı üzerinde kontrol sahibiyizdir ve bunların başında da düşüncelerimizi ve yargılama yeteneğimizi kontrol etmektir. Yargılamadan önce metaneti korumak, kendi doğamıza göre yaşamanın ilk kuralıdır.

2. Erdemli yaşamak

Erdem, doğaya göre yaşamanın bir sonucudur. Mutlu yaşamın sırrı erdemli yaşamaktır. Erdemli yaşama göre iyi ya da kötü eylem yoktur, tercih edilmiş ve edilmemiş eylemler vardır.

3. Beklentiyi düşürmek

Herkes sağlıklı ve iyi bir ailede, düşünceleri ve eylemlerine saygı duyularak yetişmek ister. Ama öyle bir ailede yaşamıyorsak, bu durumda ailemiz mi bizi üzüyor yoksa iyi olmalarını beklediğimiz için mi üzülüyoruz? Kendini iyi yetiştirebilmiş insanlar, kimseden bir şey beklemez, kimseyi övmez ve kimseyi suçlamaz ama nerede duracağını da bilir. Hayatın bize verdiğinden fazlasını istemek acı çekmeyle sonuçlanır.

Reklamlar

Mutluluk Ne Olmalı?

David Foster Wallace, eğer para ve maddi olanlara tapınırsanız ve hayatınızın merkezinde bunlar varsa, elinizdekiler size hiçbir zaman yetmez, eğer güzel bir vücut ve güzelliğe taparsanız, her zaman çirkin hisseder ve idealinize ulaşamazsınız, eğer zekanıza tapar ve kendinizi herkesten akıllı görürseniz, kendinizi sürekli aptal hissedersiniz, demiştir.

Wallece’ın sözünden yola çıkarak, mutluluğa taparsak ve onu kovalarsak, ona hiçbir zaman ulaşamaz ve onu hissedemeyiz.

Hayatımız Sisifos’un kayası gibidir. Her birimiz onu her gün dağın tepesine çıkarmaya çalışıyoruz. Bu yolculuk sırasında mutluluğu da mutsuzluğu da biz seçiyoruz. Çünkü mutluluk bir amaç değildir hiçbir zaman.

Kaynak

Michael Foley – The Age of Absurdity

Aristoteles – Nicomachean Ethics

Nigel Warburton – A Little History of Philosophy

2 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s