Şans mı, Şanssızlık mı?

Son zamanlarda kendimi sürekli şanssız bir hayat yaşadığımı düşünürken buluyorum. İstediğim şeyleri, ben yerimde sayarken yaşayan birileri var ve ben onları izlemek için yaşıyor gibi hissediyorum. Peki, bu şans onlara nereden geliyor? Ben neden bu kadar şanslı hissedemiyorum diye kendimle konuşurken, sorulara cevap veremediğimi fark ettim. Cevap veremiyorsam üzerine yaptığım araştırmaları yazmalıyım diye düşündüm.

Şans! Bu da anlamını bildiğimiz ancak hepimizin sahip olmadığı bir kavram değil mi? Şu ana kadar anlamı belirsiz kavramlar üzerine düşündük. Bu sefer tanımı bilinen ama herkeste değişik hisler uyandıran bir kavram var karşımızda.

Kontrolümüz dışında gerçekleşen, bizim için iyi olduğunu düşündüğümüz anlık olaylara iyi şans, kötü olduğunu düşündüğümüz olaylara veya eylemlere ise kötü şans diyoruz. Aslında tanımından bile öznellik akan bir kavram.

Şans Kavramına Felsefi Bakış

Felsefede şans kavramını Nagel (1979) çoğunlukla etik sorumlulukla açıklar. Özellikle Nagel’ın sarhoş sürücü deneyi etik sorumluluk konusunu özetler niteliktedir.

İki sarhoş sürücüyü ele alalım. İkisi de bardan çıkıp arabalarına biner. Evlerinin güzergahında hareket ederler. Ancak birinin önüne aniden biri çıkar ve ona çarpar. Diğeri ise sorunsuzca evine gider. Bu durumda kaza geçiren kişi masum birinin hayatına mal olduğu için şanssız mıdır? Peki ya diğeri, o da sorunsuz bir gece geçirdiği için şanslı mıdır?

Aslında etik açıdan bakıldığında iki sürücü de suçludur. Ancak şanssız diye nitelendirdiğimiz kişinin eylemleri sonucu ortada bir kurban vardır. Bu deneyin sonucunda Nagel, şans kavramının etik yargılarımızdan geldiğini düşünmüştür.

Nagel’den yıllar sonra Harper (1996), şansı hem kaza hem de talih anlamlarında kullanmış ve bu şekilde tanımlamıştır. Bu kavramlar, düşünüldüğünde birbirine yakın olsalar da, bir piyango biletinin kazanması örneğinde herhangi bir kaza durumundan bahsedilemez. Bakış açımıza ve hayatımıza göre bize çok düşük olasılık gibi gelen olaylar (piyango kazanmak gibi), koşulları ve temel fizik yasaları göz önünde bulundurulduğunda, önceden belirlenmiş gibidir. Kimimiz için bu, mucizedir. Bazı şans faktörleri ise düşük olasılık içermediğinden önceden belirlenmiş anlayışı burada tartışılır. Bu nedenle şans aslında belirsizliktir.

Reklamlar

Psikolojik Açıdan Şans

Psikolojik literatürde şans kavramının kişi üzerindeki etkisinden üç sonuç çıkarılabilir.

  1. Şans çelişkili açıklamalara sahiptir. Ruh halimizin eylemlere ve olaylara yansımasıdır. (Bu sonucu, bir sonraki yazımda bir deney örneği üzerinden açıklayacağım)
  2. Çoğunlukla kontrolümüz dışında gelişen harici (dışsal) olaylara ve eylemlere dayanır. Kişilerin, hiçbir şekilde olaylara müdahalesi olamaz. Parapsikolojide buna kontrol illüzyonu denir. Kişilerin farkında olmadan, şans tarafından (iyi ya da kötü) yönlendirildiğini ifade eder.
  3. Felsefi bakış açısına paralel bir görüş de kabul görebilir.

Nova Etkisi

The Nova Effect – The Tragedy of Good Luck by Pursuit of Wonder

Eric adlı bir adam, köpeği Nova ile yürürken, çalılıkların arasından bir tavşan çıkar. Tavşanı gören Nova, Eric’in elinden kurtulur ve tavşanı kovalamaya başlar.

Eric ne kadar peşinden koşsa da Nova’ya yetişemez ve kısa sürede onu gözden kaybeder.

Haftalarca, ailesi ve arkadaşlarıyla Nova’yı arar. Çok şanssız olduğunu, tavşanın yanlış zamanda, yanlış yerde olduğunu, hatta yanlış zamanda yürüyüşe çıktığını düşünür.

Günler sonra kapısı çalar ve kapıda Nova’yı yanında güzel bir kızla görür. Çok sevinir, kıza teşekkür eder ve kızla tanışır. Kızın adı Vanessa’dır. Arkadaş olurlar ve ardından güzel bir ilişkiye başlarlar. Eric’in hayatındaki her şey çok güzel gidiyordur. Çok şanslı olduğunu düşünür. Nova’nın Vanessa ile dönmesi, doğru zamanda doğru kişiyle tanışması çok büyük bir şansın ifadesidir onun için.

Bir gün, Eric, arabasıyla Vanessa’yı almaya giderken dikkatsiz bir sürücü yüzünden kaza geçirir. Bir süre hastanede yatmak zorunda kalır. Yine çok şanssız olduğunu düşünüyordur. Belki de bu kaza yüzünden hayatı alt üst olacaktır. Yaşadığı hayata isyan eder.

Kaza sonrası yapılan testlerin sonucunda beyninde kalıcı hasara sebep olabilecek bir kitle tespit edilir. Ancak bunun kaza ile bir ilgisi yoktur. Kaza olmasaydı ise ağrılı döneme girildikten sonra yani çok geç olduğunda tespit edilebilen bir kitledir.

Şanssızlık olarak gördüğü kaza aslında yaşama şansıdır. Şanssızlık olarak gördüğü Nova’nın kaybolması aslında sevme ve sevilme şansıdır.

Şanssızlık olarak nitelendirdiğimiz olaylar belki de uzun vadede şansımızdır ve aslında şansı hislerimiz yönlendiriyordur.

Reklamlar

7 replies »

  1. Ayrıca, olayların akışına salt nedenselliğin ötesinde bir güç müdahale etmiş gibi, açıklanamaz bir kutsama duygusu veren olaylar da vardır. Ancak bunlar sadece şans değil.

    Liked by 1 kişi

  2. You’ve expressed this in a logical way. There’s no knowing or telling what is lucky or unlucky. It’s only progression into the future and the analysis of past events that tell us whether we have gained or lost from a particular situation.
    Wonderful story! 🙂

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s