Piyanist Olma Yolunda

Uzun zamandır listemde olan ancak bir türlü izleme fırsatı bulamadığım bir diziden bahsetmek istiyorum bugün. “Westworld”. Açıkçası, şimdiye kadar izlemediğim için kızdım kendime. Ama listeme ilk eklediğimde izleseydim şu an sahip olduğum bilinçle izlemeyeceğim için muhtemelen bu kadar etkisinde kalmayacaktım.

Simülasyon teorisini bu kadar anlaşılır ve sorgulatıcı bir şekilde işlemiş olmaları hayret verici. Diyaloglar felsefe kitaplarından çıkmış, kapitalizmin en kirli yanları gözler önüne serilmiş, bununla da yetinmemiş, kendimizi, benliğimizi sorgulamamız için de yer açmış.

Henüz izlememiş olanlar için konusundan bahsetmek istiyorum. Sadece zengin müşterilerin girebildiği bir dünya düşünün. Bu dünya bir simülasyon ve ziyaretçileri insan olsa da içinde yaşayanlar insanlara çok benzeyen androidler. Bu androidler bizim gibi her gün bir rutini yaşıyor ve gerçekten yaşadıklarını düşünüyorlar. Gelen müşteriler bu dünyada istediklerini yapmakta özgürler. İstediklerini öldürüp, istediklerine şiddet uygulayabilir, define avına çıkabilir ve asla fiziksel zarar görmezler androidlerin aksine.

Androidler ise her gün düzenli olarak hafızaları silinip aynı hayatı tekrar tekrar yaşamak üzere yeniden simülasyondaki yerlerini alırlar. Ancak yaratıcılarının androidlere hayal etme ve anıları hatılama yazılımını yüklemesiyle işler değişir. Bilinç kazanmaya, bazı şeyleri sorgulamaya başlayan bazı androidler artık bir oyunu yaşadıklarının farkına varmaya başlar ve bu başlangıca şahit olmak insanın kendini de sorguladığı nokta olmaya başlıyor.

Daha önceki Mind Junction yazımda farkındalık kazanmaya başlayan insanların önce afallayıp saçmalamaya başladığını beynin yeniden programlanması için biraz zamana ihtiyacı olduğunu belirtmiştim. Ardından bu farkındalığı yaşamaya ve üst seviyeye çıkarmak için çelişkiler zincirinden akıl yürütme evrenine geçişi sırasında benlik bunalımını da aşması gerektiğinden bahsetmiştim. İşte androidlerin de yaşadığı bu benlik bunalımı aslında kişinin kendi benlik bunalımıdır.

Westworld simülasyon teorisiyle bize aslında kendimize sormamız gereken soruları sorduran bir dizi olmuş. Bunu bir de Barış Özcan’dan dinleyelim.

Otomatik Piyanoyu Kim Çalıyor? Westworld’ün Felsefesi – Barış Özcan

2 replies »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s